Biliyorum, biliyorum çok dolusunuz bana karşı… bir an önce içinizdeki zehri akıtmak istiyorsunuz biliyorum… ama bu acınızı anlayabilmem için hepinizi teker teker dinlemem lazım… hep birden konuşursanız hatalarımı bilemem…
Vicdanım gel sende otur yanıma, iyiliklerim siz gidin şuradaki en uzaktaki tepeye… değeriniz bilinmediği için ihtiyacım yok size… deliliğim… sende git bir yerlere… bak onları dinleyeceğim… beni esir alıp yine yanlış bişey yaptırma bana… hadi git sende… nasıl olsa bi gün yolumuz kesişecek bir yerde… umutlarım… hadi bakalım sizde geldiğiniz yere, bulutların arasına gidin… hayallerim, aman Allah’ım sesim titredi… sizde gidin… ama çok uzağa değil… anlaştık mı?! Göz yaşım nolur sen biraz daha kal benimle… vicdanıma arkadaş ol hesaplaşırken onlarla…
Evet şimdi dinliyorum sizi… Biri bağırdı yalan söyledin bana diye… vicdanıma döndüm baktım hiçbir rahatsızlık belirtisi yoktu… gülümsedim bağırana… Başkası aldattın beni dedi… gözüm yine vicdanımda aynı yerinde ve aynı rahatlıkla oturuyor… Diğeri sağ taraftan seslendi; boş yere suçladın… Bir başkası; beni sevmedin… Biri daha; benimle oynadın… …… devam etti durdu… vicdanım bu sözlere rağmen hala yanı başımda hiç kıpırdanmadan oturdu…
gerilerden, derinden ve uzaktan bi ses bağırdı bu sefer… beni bırakıp gittin… içim ürperdi birden… vicdanım kıpırdandı… göz yaşıma döndüm… aktı akacak durumdaydı… ellerime baktım, titriyordu…
tamam mı?! bitti mi?! Hepinize teşekkür ederim… şimdi gitme sırası bende… homurdandı karşımdaki kalabalık… yine o gerilerden, uzaktan gelen ses “nereye” dedi… “Gidiyorum işte… ben varken bu kadar canınız yandı… ben yokken daha mutlu olacağınız ortada… gidiyorum, nereye olduğu önemli mi sanki?!”
O kadar ağır geliyorki artık sözlerin Yarama habire tuz basıp duruyorsun İçim acıdı incindim Ben seni sevmeye kendimce sebebler yaratırken Sen! seni bende bitirmeye çalışıyorsun Seni hayatıma zorla almadım sende istedin benim kadar Ümit veren sen oldun Boş ümitlermiş bilemedim Ben çaresiz çareler ararken gittiğinde Kulak tıkadın her seslenişimde Oysa sen değilmiydin gelmese bile bekler insan diyen Şimdi neden umuduma kurşun sıkıp duruyorsun Artık bir zamanlar beni sevdiğine de inanmıyorum Gösterdin belgelerinle bunu beni dahada incitmek acıtmak için yapıyorsun biliyorum Demek ben gece gündüz yalvarırken sana dön diye Sende o bi başkasına yalvarıyordun ölemi Ama oda kulak tıkamış senin yaptığın gibi Seni yalvarırken görmek! öyle acıttıki beni Hemde tamda bana yalan söyleyip öldüğünü haber verdiğin anda Aynı zamanda benim ölen sevdiğim yaşıyor ve acı çekiyormuş bi başkası için Aldım artık gururumu ayaklarının altından ezemiceksin bir daha Artık aklımda ne hayalin ne o yalan sevgin var Son kes bakıp bana yaşattığın acıları düşünüp sildim artık resimlerini de Yoksun artık yoksun rahatla Seni rahatsız eden sevgimi sende kalan yüreğimi de alarak geri çekiliyorum Ne bu dünyada ne de öbür dünyada istemiyorum seni yoksun artık dualarımda Sana beddua da etmiyorum
En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Kızıl sonbaharım Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi Ellerimde çoğul bir gölge kuşu Adının arkasına basmadan yürüdüm Alnımda birikti çizikler Adımdan çıkardım aklımı Aklımsız kaldım Neylersin İnsanız Ne yapsak eksiğiz işte Ölüme ayarlı saatiz
En fazla içimde ölürsün Sorarım Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni? Hangi hare'mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi? Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını Devrik cümlelerimin öznesi oldun? İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım
En fazla içimde ölürsün Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana Kalan gidene denk neyi varsa susuyor. Ve susmak inceltiyor her yarayı Ve susmak bakmak oluyor Gitmediğin her yere Kim tutuklanmış yalnızlıktan Gizin içine gizlenen kim Söyle beni nerene sakladın Ki şimdi bu kadar sokaktayım En fazla içimde ölürsün Karla karışık yağarsın yara Bereme Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde Sana borcum olsun Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde
En fazla içimde ölürsün Yanağında yanar avucum Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar Gırtlağıma kadar aşka batarım Yeteri yok. Eksiği fazla. Neyin kaldı eksilenlerden arta İçeri doğru kapanan bir kapıydın Saçlarından geçtim önce Ve kendimden öylece Neyim yoksa var bildim Eğildim Eksildim Eridim Bir seni bitirmedim Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını Uğultusuna tutunamadın Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan Öyle yaşadım gözlerini Tenimde itiş kakış Cebimde depremlerin Esrarlı gece ayinleri Volkanik şiirler Usul usul giymedim mi sözlerini Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer Sensizlik seni anlattı en çok Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti Söyle saçlarında öldüğüm Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?
En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri Açar gibi yaparak açık bir kapıyı Beni ikiye böldün Hadi içimi kendine aldın da Beni nerde bıraktın Hangisini seçerdin benim için Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için Ben yarama çoktan sen bastım Yaşım kadar gencim Adın çabuk diye geçti Ardında aç köpekleri bırakarak Ezberimden geçtim. Hızla biten aşk şarkılarından geçtim Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk Bildim
Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine Onurlu bir karanlığı seçtik Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik Cesurduk çünkü Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız Gerisi hiçlik Gerisi yokluk Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka Bir hayatın tüm yanılgılarını Saçlarında çözdüm Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın Sessizlikte bir dildir Çoğul susulur Pusulur Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın Yıkık şehrimin izbesi En fazla içimde ölürsün En çok Gözlerime gömülürsün. Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım...
Yaşanmamış düşlerim vardı benim, içimde en derinde gizli saklı, Dokunulmasına izin vermediğim düşlerim vardı benim.. Kendimden ödün verdim hep birilerinin başı öne eğilmesin diye İçimde kaldı uhdelerim, gözlerimden yaş yerine kan damlardı. Hep vuslata beş kala ertelendi hayallerim, Kabullenemedim, olmazdı zorladım kaderimi.. Sen geldin yalancı baharlar gibi, göçmen kuşlar gibiydin .. Baharlar getirdin gelişinle yüreğime, açmamış goncamdın dalımda.. Gül kurusu hayallerim vardı benim yaşanılası, Yeşerdi hayat verdin gençliğinle, hep on yedi yaşımdım ben Gonca gonca açtı çiçeklerim, topladım senin için buket yaptım sundum avuçlarımda sevgi tadında.. Aşk oldun yandım, su oldun serptin yüreğime sevgini, ılık ılık estin taze bahar tadında Sende dirildim can suyumdun, aktın damla damla okyanus oldun dalga dalda vurdun yüreğime .. Yaşanmamış düşlerim vardı benim, içimde en derinde gizli saklı, Dokunulmasına izin vermediğim düşlerim vardı benim.. Göçmen kuşlar gibiydin baharlar getirdin gelişinle, ve bir sonbahar günü çekip gittin ben arkandan bakakaldım öylece ...